SADİZM; Alm. Sadismus (m), Fr. Sadisme (m), İng. Sadism. Zevk maksadıyla eziyet, işkence etme. Kelime, Fransız devrimi sırasında yaşayan yazar Marquis de Sade’den gelmektedir. Bu yazar, kendi sadist faaliyetlerini yazıya dökmüş, tahrip ve zarar olmaksızın zevk almanın tabii olduğunu savunmuştur. Sadizmin yalnız ortaya çıkması nadirdir. Genellikle diğer psikolojik bozukluklarla birliktedir. Bir teoriye göre insan sadistçe [...]
SARIKAMIŞ HAREKaTI; Birinci Dünya Harbinde felaketle neticelenen askeri harekat. Osmanlı Devleti harbe; 1878’den beri Rus işgalinde bulunan Kars, Sarıkamış, Ardahan gibi doğu illerimizi geri almak, Doğu Avrupa’da Ruslarla harp halinde olan Almanlara yardım etmek, kazanılacak bir zaferle Kafkaslar’ın ve Orta-Asya’daki Türk illerinin kapısını açmak maksatlarıyla başta Enver Paşa olmak üzere iktidarda bulunan İttihatçılar tarafından [...]
SİYONİZM; Alm. Zionismus (m), Fr. Sionisme (m), İng. Zionism. Filistin dışındaki bütün Yahudileri “arz-ı mev’ud” (vad edilmiş toprak)ta, yani Filistin’de toplamak ve sonra da hazret-i Süleyman’ın mabedini, Siyon Dağına yeniden inşa etmek, Yahudileri bütün insanlığa üstün kılmak ideali. Musa aleyhisselam Mısır’dan çıkıp, Kızıldeniz’i geçtikten sonra Tur Dağının bulunduğu Sina Çölüne (Tih Sahrasına) gelerek Yahudilerle [...]
SABUN; Alm. Seife (f), Fr. Savon (m), İng. Soap. Temizlemede kullanılan maddelerden bir kısmına verilen genel ad. Evlerde kullanılan sabunlar, tabiatta bulunan bitki ve hayvani yağlardan elde edilen yağ asitlerinin tuzlarıdır. Serbest Halde bulunan karboksilli asitlerden de çeşitli sabunlar yapılabilir. Sentetik temizleme maddelerinin kullanıldığı 1930 senesinden itibaren aynı manada kullanılan sabun ve deterjan kavramları [...]
SENATO; Alm. Senat (m), Fr. Sénat (m), İng. Senate. Yasama organını meydana getiren iki meclisten biri. İlk çağlarda danışma, bazı hallerde yasama ve yönetim vazifesi gören siyasi meclis. Senatörlerin toplandıkları yer. Eski çağlarda, bazı devletlerdeki en yüksek mahkeme, üniversitenin en yetkili organı. Senatoya benzer asiller, ihtiyarlar meclisine ilk olarak Atinalılarda rastlanır. Atinalıların “Aeropagus”ları Roma [...]
SÜLFAMİK ASİT; Alm. Sulfamiksäure, Fr. Sulfamique, İng. Sulfamic. Sülfamik, sülfaminik, amido sülfonik, pirosülfamik asit olarak da adlandırılan, NH2SO3H formülünde, kararlı bir asit. Renksiz, kokusuz ve uçucu olmayan kristaller halindedir. 205°C’de erir ve 209°C’de bozulmaya başlar. Sulu çözeltilerde iyonize olur. Kuvvetli bir asit olup, kuvvetliliği hidroklorik asit ve nitrik asidinkiyle mukayese edilebilir derecededir. Ticari olarak [...]
SALGIN; Alm. Epidemie, Seuche (h), Fr. Epidémie (f), İng. Epidemic. Bulaşıcı bir hastalığın bir yörede, bir ülkede veya bütün dünyada birden ortaya çıktıktan sonra, süratle yayılarak çok sayıda kişiyi hastalandırmasına verilen ad. Salgınlar aniden patlak verirler, kısa sürede çok sıyada insanı hastalandırırlar ve sonra giderek azalırlar. Küçük çaptaki salgınlara “endemi”, daha büyük çaplı salgınlara [...]
SARILIK; Alm. Gelbsucht (f) Ikterus (m), Fr. Ictére (m), Jaunisse (f), İng. Jaundice. Deri ve mukozaların (ağız içi, dil, göz akı), bazı vücut sıvılarının (idrar gibi) safra boyalarıyla çeşitli sebeplerden dolayı sarı renge boyanması hali. Sarılığın gözle görülür hale gelebilmesi için, kandaki bilirübin’in % 2 mg’ın üstüne çıkması gerekmektedir. Bilirübin (safra boyası) elastik dokuya [...]
ŞIRA; Alm. Traubenmost, Fr. Mistelle, İng. Grape, Juice. Mayalanmış taze üzüm suyu. Olgunlaşmış üzümden değişik usullerle şıra elde edilir. Taze şıra çeşitli elementleri ihtiva etmesi bakımından çok önemli bir besin maddesidir. % 60-80 verimle elde edilen taze üzüm şırasında ortalama, % 70-80 su, % 12-25 şeker, % 0,12-0,15 pektinler, % 0,02-0,04 tanen, % 0,9-1,5 [...]
ŞEHİR; Alm. Stadt (f), Fr. Ville (f), İng. City. İnsanların iklim şartlarından ve her türlü saldırılardan korunabilmesi, medeni ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyle bir araya gelmelerinden ortaya çıkan geniş, kalabalık yerleşme bölgesine verilen isim. İlk kurulan şehirlerde düşmana karşı korunma birinci planda tutulmuş, şehirler yükseklere, tabii kale görünümünde kayalar üstüne kurulmuştur. Daha sonra kurulan şehirlerde su, [...]
